An abstract of the thesis of Osman Öztürk for the degree of Master of Arts from the Atatürk Institute for Modern Turkish History to be taken in October 2006

Title: The Labor Unionism of 1946

During the transition to a multi-party system in Turkey during 1946, the prohibition of founding societies “based on class” was lifted. Thus, the way was open to unionist organizations.
At this turning point of the Republic’s history, socialists had been forced to work underground to establish legal parties and take their place in the political arena.
The Türkiye Sosyalist Partisi (TSP), the Turkish Socialist Party, and the Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi (TSEKP), the Turkish Socialist Workers and Peasants Party, were founded and started to organize unions. Although the two parties adopted different methods in organization, this unionist experience conducted by the supporters of TSP and TSEKP is known as “Labor Unionism of 1946” in the Turkish unionist literature.
Both socialist parties and the unions that were founded by their supporters were closed on December 16, 1946 by the Martial Law Command.
Labor Unionism of 1946, even though it lasted only a short period, was organized in a noticeable and speedy fashion among the working class.
The prohibition of the Labor Unionism of 1946 which was essentially of a socialist worldview based on class unionism opened the way to a different type of unionism that is known as the “Labor Unionism of 1947” in Turkey.
The Labor Unionism of 1946 and the developments that took place around it, is an early example of indicating how a multi-party system would take shape in Turkey and provide clues for the understanding of Turkish politics and the history of the labor class.

 

Atatürk İlkeleri İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans derecesi için Osman Öztürk tarafından Ekim 2006’da teslim edilen tezin kısa özeti

Başlık: 1946 Sendikacılığı

Türkiye’de çok partili yaşama geçildiği 1946 yılında Cemiyetler Kanunu’nda değişiklik yapılarak “sınıf esasına müstenit” cemiyet kurma yasağı kaldırıldı. Böylece sendikal örgütlenmenin önü açıldı.
Cumhuriyet tarihinin bu önemli kırılma noktasında, uzun yıllar boyunca yasa dışı çalışma koşullarına itilmiş olan sosyalistler de yasal partiler kurarak siyasal yaşamda yerlerini almaya çalıştılar.
Türkiye Sosyalist Partisi (TSP) ve Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi (TSEKP) kuruldu ve sendikaları örgütlemeye başladılar. Örgütlenmede farklı modeller izlemiş olsalar da, TSP ve TSEKP yandaşları tarafından yürütülen bu sendikal deneyim Türkiye sendikacılık literatüründe “1946 Sendikacılığı” olarak tanımlanır.
Her iki sosyalist parti ve bu partilerin yandaşları tarafından kurulan sendikalar 16 Aralık 1946 tarihinde Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından kapatıldı.
1946 Sendikacılığı sınırlı bir zaman diliminde de olsa işçi sınıfı arasında dikkat çekici bir hızla ve yaygınlıkta örgütlendi.
Ana karakteri sosyalist dünya görüşüne dayalı sınıf sendikacılığı anlayışı olan 1946 Sendikacılığı’nın bu şekilde yasaklanması, Türkiye’de “1947 Sendikacılığı” olarak da adlandırılan bir başka sendikal tarzın önünü açtı.
1946 Sendikacılığı ve onun etrafında gelişen bu olaylar Türkiye’deki çok partili yaşamın ilerideki yıllarda nasıl şekilleneceğini ve sınırlarını gösteren erken bir örnektir ve Türkiye siyasetini ve işçi sınıfı tarihini anlamak için önemli ip uçları sağlamaktadır.