Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com
 


 
Halikarnas Balıkçısı

Denizi ve deniz insanlarını destanlaştıran öykü ve romanlarıyla edebiyatımızda kendine özgü bir yer açan Halikarnas Balıkçısı 13 Ekim 1973’te İzmir’de öldü, isteği üzerine Bodrum’da toprağa verildi. Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan Halikarnas Balıkçısı 1886’da İstanbul’da doğdu. Babası Şakir Paşa’nın elçilik görevi nedeniyle çocukluğunda Atina ve Girit’te bulundu. Ortaöğrenimini Robert Kolej’de (1904), yükseköğrenimini Oxford Üniversitesi Yeni Çağlar Tarihi Bölümü’nde tamamladı (1908). Döndükten sonra Resimli Ay, Resimli Hafta, Diken, İnci gibi dergilerde yazıları, çevirileri ve karikatürleri yayımlandı. Cumhuriyet öncesinde babasını vurmakla suçlanıp 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kısa sürede aftan yararlanıp serbest kaldı. 1925’te Resimli Hafta’da çıkan asker kaçaklarıyla ilgili bir yazısı nedeniyle İstiklal Mahkemesi tarafından Bodrum’da üç yıl kalebentliğe mahkum edildi. Cezası bittikten sonra da çok sevdiği Bodrum’dan ayrılmadı; Halikarnas Balıkçısı takma adını kullanarak balıkçılık, süngercilik yaptı.
1947’de İzmir’e taşındı; Türkiye’nin ilk tercüman rehberi olarak çalıştı, gazetecilik yaptı. İlk yazı ve çevirilerini İkdam’da yayımlayan, 1920’lerde magazin öyküleri yazan Balıkçı, yazar ve düşünce adamı olarak asıl kimliğini Bodrum’daki sürgün yıllarında buldu. Mitolojisi, tarihi, doğasıyla Ege’yi; süngercisi, balıkçısı, gemicisiyle hayatlarını denizden kazanan insanların mücadelesini konu alan Ege Kıyılarından (1939), Merhaba Akdeniz (1947), Ege’nin Dibi (1952), Gülen Ada (1957) gibi öykü kitapları, Aganta Burina Burinata (1946), Ötelerin Çocuğu (1956), Deniz Gurbetçileri (1969) gibi romanlar yazdı. “Tam diyonizyak meşrepte bir yazar” olarak coşkulu, içten, kimi kez savruk, şiirsel bir üslup yarattı. Eleştirmen Fethi Naci yazma tutkusu bakımından Sait Faik’e benzettiği Halikarnas Balıkçısı’nın yazmasa deli olavağı şeyleri yazdığını söylüyor: “Denizin güzelliği, insanların iyiliği... ve insanların çirkinliği, kötülüğü! Onu yazma eylemine iten budur; yoksa roman kurgusuymuş, romana özgü hareketler yaratarak bu hareketler içindeki kişileri geliştirmekmiş umurunda değildir.” Balıkçı Anadolu Efsaneleri (1954), Anadolu Tanrıları (1955) gibi mitoloji kitaplarında ve Anadolu’nun Sesi (1971), Hey Koca Yurt (1972) gibi deneme ve incelemelerinde Anadolu topraklarında yaratılan uygarlıkları bir bütün olarak ele aldı. Batı uygarlığının kökenini Helen kültürüne dayandıran anlayışa karşı Anadolu kökenli bir uygarlık tezi geliştirdi. Kültür Bakanlığı 1971’de Balıkçı’ya Devlet Kültür Armağanı verdi.