Deniz Arzuk Kocadere - “Cut the Kids in Half”: New Urban Childhoods in Turkey Through the Lens of the Mainstream Media, 1977-1997

An Abstract of the Thesis of Deniz Arzuk for the degree of Doctor of Philosophy from the Atatürk Institute for Modern Turkish History to be taken April 2015.

Title: Cut the Kids in Half”: New Urban Childhoods in Turkey Through the Lens of the Mainstream Media, 1977-1997

This thesis questions how the concept of childhood was redefined by the mainstream media in the aftermath of the fiscal crisis of the late 1970s. The research was based on popular daily newspapers representing the centre, social democratic left, and conservative right. Some important characteristics of this new era were the erosion of the traditional structures of modernity, persistent inequalities which were especially visible in cities, and social responses to increasing social insecurity in the forms of anxiety and fear aggression. This study uses the term “new childhood” with a concern similar to the scholars who have concocted new concepts such as neo- liberalism, new globalisation, advanced capitalism, and liquid modernity to comprehend the profound social, political, economic, and cultural transformations that took place in this period.

The introductory chapters where I briefly outline the theoretical framework, describe children’s living conditions in the period, explain my methodology, and introduce my sources are followed by three main chapters. First, I discuss the economic and political pressures that shaped news media, and explain how new trends in journalism changed the social meanings of news. Second, I question how the media reassessed conventional meanings childhood, and claim that traditional social responsibilities over children’s well-being were allocated to families and children themselves. Third, I turn to the media’s responses to persistent and increasingly visible inequalities, and demonstrate the different standards and distinct sets of values journalists employed when making news about unequal childhoods. I conclude that the traditional definition of childhood as a shared life stage was shattered, and “new childhood” was constructed as an exclusive privilege.


Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde Doktora Derecesi için Deniz Arzuk tarafından Nisan 2015’te teslim edilen tezin özeti.

Başlık: Anaakım Medyanın Objektifinden Türkiye’de Yeni Kentsel Çocukluk Tanımları, 1977-1997

Bu tez hâkim üç siyasi pozisyonu, yani merkez, sosyal demokrat sol ve muhafazakâr sağı temsilen seçilen çoksatar günlük gazetelerden yola çıkarak 1970lerin sonunda yaşanan mali krizi takip eden dönemde anaakım medyanın çocukluk kavramının nasıl yeniden tanımladığını sorguluyor. Bu yeni çağın alametleri arasında modernizmin geleneksel yapılarının yıkımı, artan toplumsal güvencesizliğe karşı geliştirilen endişe ve saldırganlık gibi tepkiler ve özellikle de kentlerde görünür hale gelen kalıcı eşitsizlikler bulunuyordu. Çeşitli düşünürler yaşanan derin toplumsal, siyasi ve kültürel dönüşümü açıklayabilmek için neoliberalizm, yeni küreselleşme, ileri kapitalizm ve akışkan modernizm gibi yeni kavramlara ihtiyaç duydular. Bu çalışmada “yeni çocukluk” teriminin ortaya atılması da benzer bir ihtiyaçtan ileri geliyor.

Kuramsal çerçevenin özetlendiği, çocukların yaşam koşullarının tasvir edildiği, araştırma yöntemlerinin ve kaynakların tanıtıldığı giriş bölümlerinin ardından tezin üç ana bölümü takip ediyor. Burada ilk olarak ekonomik ve siyasi baskıların haber medyasına nasıl yön verdiğini ve yeni gazetecilik akımlarının haberin toplumsal yapısını nasıl değiştirdiğini tartışacağım. Ardından, medyanın alışılagelmiş çocukluk kavramını tartışmaya açarak çocukların refahına dair toplumsal kabul edilen görevleri ailelere ve bizzat çocukların kendilerine bölüştürdüğünü anlatacağım. Üçüncü olarak ise medyanın kalıcı ve görünür eşitsizliklere yaklaşımını ele alarak gazetecilerin eşitsiz çocukluklara karşı takındığı ayrıcalıklı tutumları ve uyguladıkları farklı değer yargılarını sergileyeceğim. Sonuç olarak ise çocukluğun ortak bir yaşam evresi olarak görüldüğü geleneksel tanımın parçalandığını ve “yeni çocukluk” kavramının seçkin bir ayrıcalık olarak inşa edildiğini söyleyeceğim.