Hazal Pabuççular - War or Peace? The Dodecanese Islands in Turkish Foreign and Security Policy (1923-1947)

An abstract of the Dissertation of Hazal Pabuççular, for the degree of Doctor of Philosophy from the Atatürk Institute for Modern Turkish History at Boğaziçi University to be taken May 2015

War or Peace? The Dodecanese Islands in Turkish Foreign and Security Policy, (1923-1947)

This dissertation analyzes the impact of the Dodecanese Islands on Turkish foreign and security policy between 1923 and 1947. In this respect, reflections of the military fortifications in the islands on Turkish security measures and diplomatic initiatives in the interwar period; the negotiations made based on the sovereignty of the Kastellorizo islets together with the problematic issues of maritime borders and commercial relations; the place of the Dodecanese on the strategy and diplomatic negotiations of Turkey just before and during the Second World War; and the attitude of Ankara and other interested parties regarding the transfer of the islands to Greece in the postwar period constitute the focal points of this study. All these issues are handled together with the developments in the Mediterranean geography in which Turkey is situated.

This study is essentially based on documents from the Italian, British, Turkish, and American archives. In the light of these documents and other resources, this work argues that the Dodecanese constituted a problematic area for Turkey throughout the period. It shows that these islands were one of the most dominant elements in shaping Turkish foreign and security policy during the interwar period. It also says that they continued to occupy a place in Turkish diplomacy and strategy besides other issues during the Second World War. It is emphasized that the “war” theme was usually on the agenda in the relationship of Turkey with the region: although no clash occurred, Turkey never made real peace with the area either. In addition, this dissertation designates that some problems in the Aegean Archipelago, such as the determination of the maritime boundaries or the sovereignty of the islets, which remain current issues resulting in occasional tension in the region, date back to 1923, exceeding beyond the Turkish-Greek relations of the post-1950s. Likewise, it emphasizes that the process that paved the way for the transfer of the islands to Greece in the postwar period could be analyzed only in reference to the multi-faceted concerns of Turkish foreign policy of the time, while arguing that the dominant discourses on the issue are open to critique and questioning.

 

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde Doktora derecesi için Hazal Papuççular tarafından Mayıs 2015’te teslim edilen tezin özeti

Savaş ya da Barış? Türk Dış ve Güvenlik Politikasında Oniki Ada (1923-1947)

Bu tez 1923 ve 1947 yılları arasındaki dönemde Oniki Ada’nın Türk dış ve güvenlik politikasına etkisini analiz etmektedir. Bu bağlamda, iki savaş arası dönemde adalardaki silahlanmanın Türkiye’nin güvenlik önlemlerine ve diplomatik girişimlerine yansıması; Kastellorizo adacıklarının egemenliği üzerinden yapılan ve sınırlar, iktisadi ilişkiler gibi problemli meseleleri de kapsayan müzakereler; İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Oniki Ada’nın Türkiye için stratejik ve diplomatik önemi; ve bölgenin savaş sonrasında Yunanistan’a devredilmesi sürecinde Türkiye ve diğer ilgili güçlerin tutumu tezin odak noktalarını oluşturmaktadır. Tüm bunlar Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz coğrafyasındaki gelişmelerle birlikte ele alınmaktadır.

Bu çalışma temel olarak İtalyan, İngiliz, Türk ve Amerikan belgelerine dayanmaktadır. Bu belgeler ve kullanılan diğer kaynaklar ışığında bu tez, ele alınan dönemde bu küçük coğrafi bölgenin Türkiye için oldukça problemli bir bölgeyi simgelediğini göstermektedir. Oniki Ada’daki İtalyan silahlanmasının iki savaş arası dönem Türk dış politikası ve güvenlik anlayışını şekillendirmede baskın bir unsur olduğunu, İkinci Dünya Savaşı dönemindeyse, diğer dinamiklerle bütünlüklü bir biçimde Türk diplomasisinde önemli bir yer tuttuğunu söylemektedir. Türkiye’nin bölge ile ilgili ilişkisinde “savaş” temasının çoğunlukla gündemde olduğu, sonuç olarak herhangi bir savaşın gerçekleşmediği, ancak tam anlamıyla bir “barış”ın da sağlanamadığı vurgulanmaktadır. Ek olarak bu tez, Ege Denizi’nde bugün hâlâ güncelliğini koruyan, deniz sınırlarının belirlenmesi, egemenliği belirsiz adacıklar gibi sorunların kökeninin 1923’e kadar gittiğini göstermekte, bu meselelerin 1950 sonrası Türk-Yunan ilişkilerine özgü olmadığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, savaş sonrası dönemde Oniki Ada’nın Yunanistan’a devredilmesi sürecinin, Türk dış politikasının çoklu dinamikleri çerçevesinde incelenebileceğinin, hâkim söylemlerin sorgulamaya açık olduğunun altı çizilmektedir.